Sayfalar

örgüt kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
örgüt kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2017 Çarşamba

Örgüt Kültürü

ÖRGÜT KÜLTÜRÜ
     
Örgüt Kültürü: Yöneticilerin içinde bulundukları ortamı nasıl gördüklerini ve buradaki değişimlere nasıl karşılık verdiklerini belirleyen bir paylaşılan inançlar bütünüdür. Başka bir ifadeye göre; Edger Schein örgüt kültürünü , “bir grubun dışa uyum sağlama ve iç bütünleşme sorunlarını çözmek için geliştirdiği belirli düzendeki temel varsayımlar” olarak tanımlamıştır.

Kültürel terimlerde modern çalışma örgütlerini anlamada ilk sistematik teşebbüsler Illinois Chicago’daki Western Elektrik Şirketi’nde 1930’larda, iyi bilinen Hawthorne çalışmalarının son evresi esnasında meydana gelmiştir. Bu çalışmalar, örgütlerde insan davranışlarını anlamada temel olmuştur. Hawtorne çalışmalarından biri olan “Seri Bağlama Gözlem Odası” çalışmaları antropolojik alanın unsurlarını sunmuştur. Araştırmacılar; gözlem ve mülakat teknikleriyle test odasında meydana gelen sosyal ilişkilerin üç çeşidini tanımlamayı amaçlamışlardır. Bunlar teknik, sosyal ve ideolojiktir. Teknik ilişkiler makinelerde materyalin akış, aletler ve onların çıktılarını, sosyal yapı biçimsel olmayan ilişkileri, üçüncü çeşit ideolojik ilişkilerde çalışanların çalışma yeri hakkında paylaştıkları anlayış ve inançları, onların kültürlerini içermiştir.

Örgüt Kültürünü Oluşumu

Bir belediyenin şehir içi ulaşım hizmetleri için iki ayrı şirket kurulmasına ön ayak olduğunu ve bu görevi bu iki yeni işletmeye paylaştırdığını varsayalım. Sektör, hizmet, çevre ve hatta müşteriler aynı olmasına karşın yıllar sonra bu iki şirketin kültürleri birbirinin tıpatıp aynısı olacak mıdır? Muhtemelen olmayacaktır. Filozof Heraklitos’un ünlü özdeyişi “Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz” ifadesinin işaret ettiği üzere, hiçbir an iki koşul birbirinin aynısı olamaz. Bu iki işletmenin yöneticileri, çalışanları, bunların etkileşimlerinden doğan olaylar yaşanılan problemler birbirinin aynısı olmayacağından bir süre sonra birbirlerine benzer olacağı tahmin edilse de birbirlerinden farklı kültürlere sahip olacaklardır.

Schein’a göre örgüt kültürünün kaynakları üçe ayrılır:
1) Kurucuların inanç, değer ve varsayımları
2) Çalışanların yaşadıkları öğretici deneyimler
3) Yeni çalışanlar ve yeni liderler aracılığıyla örgüte empoze olan yeni inanç ve değerler
Her üç unsur da kültür oluşumunda etkili olsa da birinci madde, yani kurucuların inanç, değer ve varsayımları en etkili olanlarıdır

Örgüt Kültürünün Önemi

Güçlü örgüt kültürüne sahip olan işletmelerde, iş görenlerin nasıl davranmaları gerektiğini belirten yerleşmiş davranışsal parametreler oluşur. Fakat zayıf örgütsel kültüre sahip bir kuruluşta iş görenler ne yapmaları ve bunu nasıl yapmaları gerektiğini belirlemeye çalışarak zaman kaybederler. Organizasyon kültürünü etkileyen birçok faktör vardır. İşletmenin içinde bulunduğu sektörün belirgin özelliklerinden olan, ürünleri, müşterileri, büyüklüğü, yerleşim yeri, rekabet şartları, finans ve insan kaynakları, biçimsel örgüt yapısı, karar verme biçimleri, gibi hususlar kültürlerin oluşması için gerekli olan inançlar, değerler ve varsayımlar bütününü oluştururlar. Değer inanç ve varsayımların bir araya gelmesi ile davranış kalıplarını oluşturan kültür ortaya çıkar.

Örgüt Kültürünün Yararları

Örgüt kültürü, çalışanların belirli standartları, normları ve değerleri anlamalarına ve böylece kendilerinden beklenen başarıya ulaşma konusunda daha kararlı ve daha tutarlı olmalarına, yöneticileri ile daha kararlı ve tutarlı olmalarına, yöneticileri ile daha uyum içinde çalışmalarına yardımcı olur.
Örgüt kültürü, yeni yöneticilerin bilgi, beceri ve davranışlar kazanmalarına yardımcı olarak yetişme ve gelişmelerine olumlu katkıda bulunur.
Örgütlerde çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çatışmalar örgüt kültürünün geliştiği bazı standart uygulamalar ve süreçler yardımı ile azaltılarak yumuşatabilir.
Kültür, personel arasında birliktelik sağlar, biz duygusunu ve takım ruhunu geliştirir
Örgüt kültürü sembollerle, seremonilerle, kahramanlarla, sloganlarla, hikâyelerle nesilden nesille aktarılarak örgütsel yaşamı sürekli kılar