ÖRGÜT
KÜLTÜRÜ
Örgüt
Kültürü: Yöneticilerin içinde bulundukları ortamı nasıl gördüklerini ve
buradaki değişimlere nasıl karşılık verdiklerini belirleyen bir paylaşılan
inançlar bütünüdür. Başka bir ifadeye göre; Edger Schein örgüt kültürünü , “bir
grubun dışa uyum sağlama ve iç bütünleşme sorunlarını çözmek için geliştirdiği
belirli düzendeki temel varsayımlar” olarak tanımlamıştır.
Kültürel
terimlerde modern çalışma örgütlerini anlamada ilk sistematik teşebbüsler
Illinois Chicago’daki Western Elektrik Şirketi’nde 1930’larda, iyi bilinen
Hawthorne çalışmalarının son evresi esnasında meydana gelmiştir. Bu çalışmalar,
örgütlerde insan davranışlarını anlamada temel olmuştur. Hawtorne
çalışmalarından biri olan “Seri Bağlama Gözlem Odası” çalışmaları antropolojik
alanın unsurlarını sunmuştur. Araştırmacılar; gözlem ve mülakat teknikleriyle
test odasında meydana gelen sosyal ilişkilerin üç çeşidini tanımlamayı
amaçlamışlardır. Bunlar teknik, sosyal ve ideolojiktir. Teknik ilişkiler
makinelerde materyalin akış, aletler ve onların çıktılarını, sosyal yapı
biçimsel olmayan ilişkileri, üçüncü çeşit ideolojik ilişkilerde çalışanların
çalışma yeri hakkında paylaştıkları anlayış ve inançları, onların kültürlerini
içermiştir.
Örgüt Kültürünü Oluşumu
Bir
belediyenin şehir içi ulaşım hizmetleri için iki ayrı şirket kurulmasına ön
ayak olduğunu ve bu görevi bu iki yeni işletmeye paylaştırdığını varsayalım.
Sektör, hizmet, çevre ve hatta müşteriler aynı olmasına karşın yıllar sonra bu
iki şirketin kültürleri birbirinin tıpatıp aynısı olacak mıdır? Muhtemelen olmayacaktır.
Filozof Heraklitos’un ünlü özdeyişi “Aynı ırmakta iki kere yıkanılmaz”
ifadesinin işaret ettiği üzere, hiçbir an iki koşul birbirinin aynısı olamaz.
Bu iki işletmenin yöneticileri, çalışanları, bunların etkileşimlerinden doğan
olaylar yaşanılan problemler birbirinin aynısı olmayacağından bir süre sonra
birbirlerine benzer olacağı tahmin edilse de birbirlerinden farklı kültürlere
sahip olacaklardır.
Schein’a
göre örgüt kültürünün kaynakları üçe ayrılır:
1)
Kurucuların inanç, değer ve varsayımları
2)
Çalışanların yaşadıkları öğretici deneyimler
3)
Yeni çalışanlar ve yeni liderler aracılığıyla örgüte empoze olan yeni inanç ve
değerler
Her
üç unsur da kültür oluşumunda etkili olsa da birinci madde, yani kurucuların
inanç, değer ve varsayımları en etkili olanlarıdır
Örgüt Kültürünün Önemi
Güçlü
örgüt kültürüne sahip olan işletmelerde, iş görenlerin nasıl davranmaları
gerektiğini belirten yerleşmiş davranışsal parametreler oluşur. Fakat zayıf
örgütsel kültüre sahip bir kuruluşta iş görenler ne yapmaları ve bunu nasıl
yapmaları gerektiğini belirlemeye çalışarak zaman kaybederler. Organizasyon
kültürünü etkileyen birçok faktör vardır. İşletmenin içinde bulunduğu sektörün
belirgin özelliklerinden olan, ürünleri, müşterileri, büyüklüğü, yerleşim yeri,
rekabet şartları, finans ve insan kaynakları, biçimsel örgüt yapısı, karar
verme biçimleri, gibi hususlar kültürlerin oluşması için gerekli olan inançlar,
değerler ve varsayımlar bütününü oluştururlar. Değer inanç ve varsayımların bir
araya gelmesi ile davranış kalıplarını oluşturan kültür ortaya çıkar.
Örgüt Kültürünün Yararları
Örgüt
kültürü, çalışanların belirli standartları, normları ve değerleri anlamalarına
ve böylece kendilerinden beklenen başarıya ulaşma konusunda daha kararlı ve
daha tutarlı olmalarına, yöneticileri ile daha kararlı ve tutarlı olmalarına,
yöneticileri ile daha uyum içinde çalışmalarına yardımcı olur.
Örgüt
kültürü, yeni yöneticilerin bilgi, beceri ve davranışlar kazanmalarına yardımcı
olarak yetişme ve gelişmelerine olumlu katkıda bulunur.
Örgütlerde
çeşitli nedenlerle ortaya çıkan çatışmalar örgüt kültürünün geliştiği bazı
standart uygulamalar ve süreçler yardımı ile azaltılarak yumuşatabilir.
Kültür,
personel arasında birliktelik sağlar, biz duygusunu ve takım ruhunu geliştirir
Örgüt
kültürü sembollerle, seremonilerle, kahramanlarla, sloganlarla, hikâyelerle
nesilden nesille aktarılarak örgütsel yaşamı sürekli kılar